Beynimizin Belleği Nasıl Çalışır? Bilginin Kaydedilmesini Etkileyen Faktörler

İçindekiler

Bellek, beynin bilgileri toplaması, alması ve saklamasıyla görevlidir. Bu hafıza kişiden kişiye ve ayrıca yaş ve hastalığa göre değişir. Bu yazıda, belleğin nasıl çalıştığını ve bunu hangi faktörlerden etkilendiğine değineceğiz.

Bellekler genel olarak gördüğü bilgileri (yani duyduğu, kokladığı, hissettiği, gördüğü herşeyi) kodlar. Bilgi kodlandıktan sonra bellekte depolanmaktadır. Depolanan bellekler gerekli görüldüğünde ya da tetikleyiciyle karşılaştığında geri çağrılır.

Bellek Nasıl Çalışır?

Belleğin çalışması yukarıda da değindiğimiz gibi 3 aşamadan oluşur.

Kodlama: Bir nesneyi, gözler (görme), burun (koku), kulak (işitme), deri (dokunma) ve hatta dil (tat) gibi duyu organları kullanarak algılıyoruz. Böylece, gördüklerimizi, kokladığımız kokuyu, duyduğumuz müziği, dokunma hissini ve tadı hatırlarız.

Bu duyusal bilgiler beyne sinirler tarafından taşınır. Beyin onları belirli bir şekilde yorumlar ve onları kaydeder. Bu kodlama aşamasıdır ve çoğunlukla beynin, amigdala ve hipokampus gibi beyin bölgelerinde gerçekleşir. Kodlama tamamlandıktan sonra, bir sonraki adım, yani depolamaya başlar.

Depolama: Bellek, beyinde amigdala ve hipokampus gibi bölgelerde depolanır. Hafızanın bu depolanması uzun süreli olduğu gibi kısa süreli de olabilir.

Geri Çağırma: Tüm sürecin en önemli aşamasıdır. Eğer bu aşama başarısız olursa belleği kullanamıyoruz anlamına gelir. Bu geri çağırma amigdala ve hipokampusa bağımlıdır. Ama bu işlem beyin tarafından kontrol edilir.

Beynin diğer birçok karmaşık fenomeni gibi, bellek de tamamen anlaşılamamıştır.

Bellek Türleri

Duyusal Bellek: Etrafımızdaki tüm uyarıcıları ilk aldığımız yer burasıdır. Bilgiler sinir sistemine geçiş yapar ve bilgiler uyarıcının ilk hali olarak kaydedilir. Bilgi burada 1-4 saniye arası kalır. Bilgiler dikkat ve seçici algı sonucunda kısa süreli belleğe gönderilir.

Kısa Süreli Bellek: İşleyen bellek olarak da bilinmektedir. Duyusal bellekten gelen bilgiler burada tutulur. Ancak kısa süreli olmasının nedeni bilgileri sadece geçici süreyle depolamasıdır. Bilgiler 5-9 birimlik olarak depolanır. Örneğin telefon numaralarını gruplayarak hatırlarız. (545 000 00 00) Ayrıca buradaki bilgiler tekrarlanmadığı zaman ortalama 20 saniye gibi bir süre sonunda unutulmaktadır. Tekrar halinde ise ortalama 20 dakikaya kadar hatırlayabiliriz. Kısa süreli belleğin kapasitesi sınırlıdır!

Kısa süreli bellek için işleyen bellek denilmesinin sebebi gelen bilgileri kavramsallaştırarak ya da kodlayarak uzun süreli belleğe gönderir.

Uzun Süreli Bellek: Kısa süreli bellekten anlamlandırılarak aktarılan bilgiler herhangi bir sorun olmadıkça neredeyse sonsuza kadar tutulabilir ve kapasite olarak araştırmalar sınırsız olduğunu göstermektedir. Kısa süreli bellekten gelen bilgiler herhangi bir süzgeçten geçmez ve saklanır. Uzun süreli bellek 3 kısma ayrılır:

Anısal (Epizodik) Bellek: Burada daha çok hatıralar saklanır. İnsanlar için önemli olan olaylanır bu bellekte saklanır ve zaman ilerledikçe hatırlanması zorlaşabilir.

Anlamsal (Semantik) Bellek: Kavramlar, kurallar, olgular ve genellemeler gibi bilgiler burada depolanır. Ayrıca daha uzun süre hatırlanması adına bilgiler gruplar ve şematik olarak depolanır.

İşlemsel (Prosedürel) Bellek: Bir davranışın nasıl yapılacağı ile ilgili bilgilerin depolandığı yerdir. Buradaki bilgilerin daha iyi hatırlanması işlemin yapılma sıklığına bağlıdır.

Bilginin Kaydedilmesini Etkileyen Faktörler

Bilginin Önemi: Bilgi ne kadar önemli olursa onu seçip uzun süreli bellekte saklarız.

Beğeni veya Sevme: Bir bilgi ne kadar sevilir ya da beğenilirse uzun süreli belleğe kaydedilmesi ve dolayısıyla hatırlanması kolaylaşır. Örneğin küçüklüğümüzden beri en sevdiğimiz şiiri büyüdüğümüz halde hala hatırlarız.

Korku ya da Nefret Etme: Korkuya ya da nefrete neden olan bir şey varsa, söz konusu bilginin daha uzun süre hatırlanması olasıdır. Gördüğümüz kazaları ya da başımıza gelen kötü olayları daha uzun süre hatırlamamızın sebebi budur.

Kişinin Yaşı: Çocukluğumuzdan kalan birçok anı var gibi görünüyor. Bu, vücudun büyümesi nedeniyle olmaktadır ve beynin tüm sistemi fizyoloji ve bellek işleme açısından tamamen aktiftir. Yaşlılıkta ilgili sinirler yıpranır ve bilgileri kaydetmek daha da zorlaşır.

Kişinin Beslenmesi: Beyin vücutta oldukça aktif bir organdır. Doğru işlev için yeterli miktarda glikoz, oksijen gerektirir. Bu nedenle düzenli diyet yapmak ve yavaş ve sabit nefes almak beyninize yeterli miktarda glikoz ve oksijen sağlar ve bu sayede hafıza iyileştirilir.

Beyinde sinirlerin işleyişini desteklerken, protein diyeti ile amino asitler gibi çok gerekli beslenmeleri ve beslenmede yağlar gereklidir. Beyin, büyük ölçüde yağ materyaliyle yapılır. Bu nedenle omega tipini içeren yağ asitleri beynin beslenmesi için gereklidir.

Çevre Kirliliği: Özellikle hava kirliliğinin hafızada büyük etkileri vardır. Beyin yüksek düzeyde geçirgen olmayan bir zar içinde kaplanmış olsa da, CO2, CO vb. gibi gaz halindeki moleküller kanda çözünerek geçebilir ve beyin hücresi hasarına neden olabilir. Bazı bilimsel çalışmalarda, hava kirliliği yüksek alanlarda yaşayan öğrencilerin kirletilmemiş alanlarda yaşayanlara göre daha az hafızaya ya da bilginin kaydedilmesinde zorlanmalara sahip olduğu gözlemlenmiştir.