Dünya’nın Bir Sonraki Süper Gücü Neden Çin Olamaz?

Çin inanılmaz bir ülkedir. Dünyadaki en eski medeniyetlerden biri olan, yüzyıllar öncesinden başta tarım toplumu olmak üzere endüstriyel bir ekonomik merkez haline geldi. 50 yıl boyunca, Çin’in uyguladığı reformlar, onu dünyadaki ikinci büyük ekonomi haline getirdi. Özellikle uyguladıkları politikalar ve ucuz işçilikle beraber insanların bir sonraki Süper Güç olarak Çin’i görmeleri ya da göstermeleri normal. Ancak birazda gerçeklere bakmak lazım.

Bu yazıda Çin’in neden Dünya’nın bir sonraki süper gücü olmayacağını irdeleyeceğiz.

Çin ve Kirlilik Sorunu

Çin’in ciddi bir kirlilik sorunu yaşadığı bir sır değil . Hızlı sanayileşme 1950’lerde başladığından beri Çin, sağlık bilimcilerinin yılda 1,6 milyon can aldığını tahmin ettiği noktaya ulaştı. Diğer ülkelerin çevresel kısıtlamalar ve düzenlemeler nedeniyle üretim başlatmada gecikmeleri olduğundan, Çin uzun vadeli çevresel sonuçlar konusunda endişe duymadan fabrikalar inşa etti. Çin’de daha ucuz ürünlere yönelik dış talep arttıkça bunları üretmek için gerekli olan fabrikaların da kurulması sağlandı.

Çin’de bazı alanlar o kadar kirli ki o alanda yaşamak günde neredeyse 40 tane sigara içmeye eş değer. Büyük çoğunlukla kirli metropolitlerde yaşayan nüfusun neredeyse yarısı halk sağlığına olumsuz etkileri ve hasarın tersine çevrilmesi ihtiyacı ülkede ciddi bir gerileme oluşturuyor. Bu da belki şuan değil ama ilerleyen dönemlerde Çin’in en büyük iç sorunlarından biri haline geleceği anlamına geliyor.

 

Çin ve Aşırı Nüfus

Eylül 2017 itibarıyla, Çin nüfusu 1,3 milyardan fazladır. Coğrafi olarak dünyada dördüncü en büyük ülke olmasına rağmen, küresel nüfusun yaklaşık yüzde 20’si sınırları içinde yaşamaktadır. Bu , özellikle yaşam standartlarının yükselmesi üzerine doğal kaynaklara büyük bir yük bindirir ve böylece kaynaklara talep artar.

Patlayan nüfusun azaltılmasına yardımcı olmak için bazı tedbirler alınmış olsa da (örneğin, 2016’da resmen kaldırılan yaklaşık 40 yıllık tek çocuk politikası), Çin’in ilerleyen zamanlarda diğer ülkelerdeki kaynaklara bağımlı hale geleceği düşünülmektedir.

 

Çin ve Yaşlılık Sorunu

Çin’in demografik sorunu bir kabus haline gelecek. Özellikle aşırı nüfus artışıyla beraber Çin devleti neredeyse 40 yıllık “Tek Çocuk” politikasını uyguladı. Bu dönem boyunca aileler sadece bir çocuk sahibi olabildi ancak bu süre zarfında ülke çok hızlı yaşlanmaya başladı. 2016 yılında Tek Çocuk politikasından vazgeçilmesine rağmen Çin’li aileler hala bunu sürdürmekte kararlı. Birleşmiş Milletlere göre 2050 yılına gelindiğinde Çin’de yer alan nüfusun yaklaşık %44’ü emekli sınıfında olacaktır.

Ayrıca bir çok Çinli diğer ülkelerde yaşamaktadır. BM raporunu baz alarak Çin’in diğer ülkelerdeki vatandaşlarını çekmesi beklenilen bir durum ancak eğer bu tam anlamıyla gerçekleşmezse Çin çalışan nüfusa büyük baskı kuracaktır çünkü hala bir Sosyalist devlet.

 

Çin ve Servet (Kaynak) Dağılımı

Çin uzun yıllar boyunca çok iyi bir gelişme gösterdi. Ancak hala nüfusun önemli bir kısmı yoksullukla mücadele etmektedir. Ekonomisi gittikçe büyüyen Çin’de milyonlarca insan henüz elektrikle tanışmadı ve içme suyu sıkıntısı çekmektedirler.

 

Çin ve Ucuz Ürünlerin Geleceği

Çin’de orta sınıfta bir patlama yaşandı. Bu patlama eğer devam ederse bir çok çalışan daha iyi yaşam standartları gerekecek. Bu yaşam standartlarının artmasıyla beraber işçiler daha fazla ücret talep edecek. Ayrıca yakın zamanda insanlar sadece ucuz mal almaktan kaçınacaktır. örneğin Kore ve Japonya yüksek kaliteli mallar üretip muazzam derece de mal ihraç ediyor.

Nihayetinde, yaşam standardı yükseldiğinde, nüfus yüksek ücret beklemektedir; bu ücret, kaçınılmaz olarak üretim maliyetini artıracak ve ihracat yaptıkları ürünleri çok pahalı hale getirecektir. Bu muhtemelen, Vietnam ve Bangladeş gibi daha ucuz ülkeler arayıp, mal üretmek için ülkeyi terk eden şirketlere neden olacak.

 

Çin ve İç Politikası

Çin’in sınırları oldukça geniş aynı zamanda çoğu Çin’li bile olsa bazı bölgeler özerlik talebinde bulunmaktadır. Yani Çin genelinde istikrarı sağlamak oldukça zordur. Özerklik sadece bölgelerle (Tibet ve Hong Kong gibi) de kalmayacaktır. Bunun yanı sıra insanlar daha fazla özgürlük isteyecek ve muhtemelen çeşitli isyanlar çıkacaktır. Bu durumda Çin hem daha fazla kaynağı bu isyanları bastırmak ya da özgürlükleri vermek için kullanacak hem de dış politikayla yeterince ilgilenemeyecektir.

 

Çin ve Göç

Eski Sovyetler Birliği’nden farklı olarak, Çin’den göç etmek isterseniz, bunu yapmakta özgürsünüz. Yeterli miktarda paraya sahip olan Çinliler bunu yapmakta özgürler. Yakın bir raporda, en zengin Çin vatandaşlarının yüzde 50’sinin ülkeden ABD, Avustralya ve Kanada gibi yerlere gitmeyi planladığı belirtilerek, Çin için ciddi bir sorun teşkil ediyor.

 

Çin ve Devlete Ait Şirketler

Özel sektörün önemli ölçüde büyümesine rağmen, Çin ekonomisinin çok büyük bir kısmı halen devletin mülkiyetindedir. Toplam varlıklarının yaklaşık% 30’u (hem sanayi hem de hizmet sektörlerinde) devlet tarafından kontrol edilmektedir. Bu, aksi halde rekabet edemeyen işletmeleri desteklemek için sübvansiyonlar kullanılabilir ve kullanıldığı için, yolsuzluk ve verimsizliğe neden olabilir.

 

Çin ve Askeri Konular

Her ne kadar Çin ağır askeri birime yatırım yapmışsa da büyüyorsa da, ekipman ve eğitim açısından dünyanın en güçlü ordularının arkasında duruyorlar. Çin’in büyüklüğündeki bir orduyu donatmak ve eğitmek büyük miktarda para gerektiriyor. Yaygın bir yolsuzluk, rekabet eksikliği, maliyetlerde gecikme, kalite kontrolünü zorlayan konular ve savunma sanayiindeki tekeller, yeni teknoloji edinme konusunda ülkeyi ciddi bir dezavantaj haline getiriyor. Kurum yapısı da kusurludur, çünkü Halk Kurtuluş Ordusu’nun temel amacı, kamuoyundan çok Komünist Partisinin 88 milyondan fazla üyesinin korunması ve korunmasıdır.

Çin’in 1979’da Vietnam’dan beri yabancı bir düşmanla savaşa girmediği gibi, savaş deneyiminin olmaması da aynı derecede önemlidir . ABD, İngiltere ve Rusya gibi ülkelerle karşılaştırıldığında deneyimsizlik Çin’i dezavantaja düşürür.

Etiketler:

Pin It on Pinterest