E-Öğrenme Kurs Sahiplerinin Yaptığı 5 İçerik Hatası

E-öğrenme şuan için bir patlama yaşıyor. Üniversiteler çeşitli e-öğrenme programlarıyla kişilerin uzaktan mezun olmalarına yardımcı oluyor. Çeşitli kurslara yönelik şirketler ya da üniversiteler e-öğrenme platformlarını kullanıyor. Hobi severler için minik e-öğrenme kursları açılıyor. Hal böyle olunca e-öğrenme platformlarına olan ilgi git gide artıyor. Ama bazen içerik yönetimiyle yaptığınız hatalar kursunuz daha az ilgi görmesine neden oluyor. İşte kursunuzun daha az ilgi görmesine sebep olan 5 içerik hatası:

Kurs Hedeflerini Basit Terimlerle Belirtmemek

Özellikle bazı kurs açan uzmanlar şunu düşünüyor olabilir: “Ne kadar akademik terim kullanırsam o kadar ilgi çekici olur.” Bu yanlış bir düşünce. Elbette terim kullanacaksınız ama aşırıya kaçmamaya önem göstermelisiniz. Kendinizi kursa başvuracak potansiyel bir birey yerine koymalısınız. Dersin ya da kursun hedeflerini yazarken çok fazla terminoloji kullanmamaya çalışın.

Kursunuz için öğrenci çıktılarını tanımlamanın en iyi yolu, “Bu dersin sonuna kadar …” ile başlayan bir cümle kullanıp ardından o dersi almamış olan öğrencilerin anlayacağı bir sadelikte ne yapabileceklerini belirteceğiniz bir cümle kurmalısınız.

Örnekler

  • Bu dersin sonunda C# ile temel programları yazabiliyor olacaksınız.
  • Bu dersin sonunda 5 liderlik anlayışına sahip olacak ve rolünüz için en iyi sonucu verecek stili geliştirebileceksiniz.

Kursun Kapsamını ve Dizinini Doğru Ayarlayamamak

Neredeyse hepimizin zaman zaman konudan konuya atlayan öğretmenleri olmuştur. Bir konu işlenir ardından önceki konuyla alakası olmayan başka bir konuya geçilir. Böyle bir eğitimci olmayın. Mümkünse kurs tanıtımını yapmadan önce kursunuzun kapsamını ve konularını önceden planlayın. Sekans, ders ünitelerini kapsayacağınız sıradır. Çoğu kurs sıralı, dolayısıyla temellerle başlar ve bunlar üzerine inşa edersiniz, gittikçe daha karmaşık hale gelirsiniz.

Kapsam ve sıralama önceden planlanmadığında karmaşıklığa neden olabilir. Ayrıca, kurs başlangıcı çok “derin” ise öğrenciyi en baştan boğabilirsiniz. Karışıklık öğrencilerin hayal kırıklığı ve yenilgi tutumu geliştirmelerine neden olabilir. Kursunuzun kötü değerlendirmeler alacağından bahsetmiyorum bile, yüksek terk oranına sahip olursunuz. Bu, başkalarının kursunuzu almasını önleyecektir.

Görsel / Video ve Sohbet Bölümünü Kullanmamak

Günümüz koşullarında görsel materyali eksik olan bir dersin hiç bir mazereti olamaz. Görsel materyal oluşturmak için harika araçlar var. Bunun için dersleriniz de mutlaka görsel materyallerden yararlanmalısınız. Eğer bu işi siz yapamıyorsanız ücreti karşılığında yapacak birilerini bulup materyalleri hazırlamalısınız.

E-Öğrenmeyle ilgili en büyük sıkıntılardan birisi öğrenciler ile öğretmenler arasındaki bağın neredeyse yok olması. Öğrencilerin soru sorma ve birbirleriyle konuşma imkanı bulan birçok görsel ve videonun ve yöntemin olması gerekir. Skype gibi konuşma aracını kullanmak gerçekten yardımcı olur. Ayrıca, videolarınızı önceden kayıt ettirmek yerine canlı akan video uygulamaları ile denemek daha doğru olacaktır. Önemli olan öğrencilerinizle etkileşim kurmaktır – bunu metin ve çizelgelerle yapamazsınız – birbirinizi görmeniz gerekir.

 

Bir Çok Seviyedeki Öğrenciye Aynı Kursla Hizmet Vermek

Öğrenciler ders düzeylerini, içeriklerini anlamada farklı seviyede olabilirler. E-Öğrenme tasarımcıları bazen bu öğrencilerin hepsi için aynı kursun ayarlanabileceğine inanıyor. Bu yanlış bir düşüncedir. Kesinlikle kurstan önce farklı seviyedeki öğrencilere yönelik farklı farklı kurslar tasarlanmalı.

Bu “Her öğrenci farklıdır, o zaman herkese ayrı kurs açalım” demek değildir. İşi uç noktalara götürmenin anlamı yok. Ama “Programlama Dilleri” ile ilgili bir kurs açacaksanız bilgisayar kullanımında iyi olanla ilk defa bilgisayar kullanacak kişileri aynı kursa sokmamalısınız. E-öğrenme platformlarında kursu nasıl anlatacaksınız? Hiç bilmeyenlere göre mi? En iyi bilenlere göre mi? her iki durumda da bir kısım öğrenci sıkıntı yaşayacaktır. Basit anlatırsanız daha üst seviyedeki öğrenciler sıkılacak ve parasını heba ettiği hissine kapılacaktır. Zor seviye eğitimi verirseniz bu sefer hiç bilmeyen öğrenciler hem sıkılacak hem de başarısızlık duygusuna kapılacaktır. ve Evet, onlarda boşuna para verdiğini düşünecektir.

Genelde bu tür sorunları yaşamamak için kurslar 3 seviyeli olarak tasarlanır: Başlangıç Seviyesi, Orta Düzey, İleri Seviye. Bunları kurs açıklamalarında bildirin ve her bir seviye için gerekli gereksinimleri ve hedefleri yazın. Böylece kursunuza kayıt olmaya çalışan öğrenciler doğru seviyeyi seçip, kursun sonunda neler öğrenebileceklerini anlasınlar.

 

İşi Sadece Bir Kavramı Öğretmek Olduğunu Sanmak

Kursu bitirdiniz. Öğrenciler ödevlerini / projelerini sunmuş ya da sınava girmişlerdir. Bazıları iyi geçti; bazıları ise yapamadı. Peki kursu başarıyla geçemeyen öğrenciler için ne yapacaksınız? Bu geleneksel eğitimdir ve sonuç hiç bir şey yapmamaktır. Sanki herkes başarılı olmuş gibi davranacaksınız.

Kaliteli eğitimin farkı buradan gelmektedir. Öğrenciler mücadele ederken, ek kaynaklara ve materyallere sahip olmak zorundasınız. Onlara yardım etmek için kendinize ayırdığınız zamandan ödün vermek zorunda kalabilirsiniz. E-öğrenmede ki esnekliğin geldiği yer budur. Dersi tamamlama konusunda son tarihler olabilir, ancak e-kursların güzelliği, öğrencilerin ilk etapta olmayan şeyleri ustalıkla halletmek için ekstra zaman ayırabilmesidir. Göreviniz, bunları gerçekleştirmek için gerekli materyalleri sunmaktır.

 

 

Pin It on Pinterest